Karaya Vuran Bir Balığın Uyanışı: Kendim Olmayı Seçmek
Nasıl hissediyorum biliyor musun? Bir balık gibi... Kocaman bir denizin içinde özgürce yüzerken, bir gün beni alıp dar bir göle atmışlar, sonra da öylece karaya bırakmışlar gibi. Çırpınıyorum; hayatta kalabilmek, nefes alabilmek, bir damla su bulabilmek için çırpınıyorum. Hayatım hep kendimi kabul ettirme, kendimi sevdirme içgüdüsüyle ilerledi. Gördüğüm her sevgi kırıntısı, her ilgi için sanki canımı verebilecek kadar kafayı sıyırmıştım. Şu hayattan en çok istediğim şey sadece mutlu olabilmek, o saf huzuru tadabilmekti. Aslında sadece içimdeki o çocuk olarak kalabilmekti... Ama önce elimdeki o renkli balonu patlattılar; sonra da beni alıp bir fanusun içine, yapayalnız koydular. Hayallerim vardı, umutlarım vardı. Her gün evime giren o taze ekmek kokusunu içime çekme isteğim vardı. Ama günün sonunda kendimi, o koca evin içinde tek başıma yemek yerken buldum. Ben tek başıma yemek yemeyi sevmezdim ki... Yemeyi bıraktım bu yüzden. Gece sohbetlerini severdim; balkonda bir başıma otururk...