Gökkuşağını Sel Almış Bir Ruhun Yeniden Doğuşu: 29’a Ramak Kala.
Bundan seneler önce, hayatın fırtınalarına karşı henüz bugünkü kadar bilenmemişken bir blog yazısı yazmış ve şöyle bitirmiştim: “Her yağmurun, felaketin ardından gökkuşağı çıkar.”
Ne kadar naif, ne kadar umut dolu bir cümleydi. O zamanlar fırtınanın sadece ıslattığını sanıyordum; her şeyi yutup götürebileceğini henüz deneyimlememiştim.
Sonra bir gün, o büyük felaket kapımı çaldı. Aylarca süren, dinmek bilmeyen bir yağmurun ortasında kaldım. Öyle bir yağmur ki, sadece günüme gölge düşürmedi; evimi, yurdumu, içimde inşa ettiğim ne varsa sel oldu, aldı götürdü. Ben o selin sularında sürüklenirken, bir başkasıyla "bir" olabilmek, bir şeyleri kurtarabilmek için kendimden ne kadar ödün verdiğimi fark etmedim bile. Kendimden vazgeçe vazgeçe, en sonunda tamamen unutmuşum kendimi. Küçücük bir balonla çocuk gibi mutlu olan o kadın, meğer elindeki balonu çoktan gökyüzüne salmış, arkasından bakakalmış... İçime kapanmışım, kendimi dünyadan saklamışım.
Ama bugün... Bugün içimde bambaşka bir rüzgar esiyor. Aylardır süren o karanlığın ardından, nihayet o gökkuşağının çıktığını hissediyorum.
Sanki yeniden doğmuşum da, ciğerlerime ilk defa temiz bir hava doluyor gibi... Nefes almayı yeniden öğreniyorum.
Uzun zamandır uğramadığım o eski evime geri dönmüş gibiyim. Ben kimdim? Nelerden hoşlanırdım? Nasıl bir kişiliğim, ne neşeli bir ruhum vardı benim? Hepsini tek tek, tozlu raflardan indirir gibi yeniden hatırlıyorum. Meğer benliğimden ne kadar çok uzaklaşmışım.
Şimdi 29 yaşıma sayılı günler var. Ve ben, bu yeni yaşıma sadece takvimde bir sayfa devirerek değil, "yeniden doğuşumu" kutlayarak giriyorum. Özüme, benliğime geri dönüyorum ama bir farkla: Bu sefer heybemde aldığım çok büyük dersler var.
Zamanı geri sarıyorum belki ama hiçbir şeyi unutmadan, canımı yakan her anı bir kalkana dönüştürerek, yere çok daha sağlam basarak yapıyorum bunu. Sınırlarımı yeniden çiziyorum. Bundan sonra kural net: Arayanı aradığım, merak edeni merak ettiğim, değer verene değer verdiğim bir hayat bu. Ve en önemlisi; önceliklerimi bir başkası mutlu olsun diye asla arkaya itmeyeceğim o bencilce ama upuzun zamandır hak ettiğim özgürlüğe adım atıyorum.
Fırtına her şeyi götürmüş olabilir; ama toprağı temizledi. Şimdi o temiz toprakta, kendi gökkuşağımın altında yepyeni bir ben filizleniyor.
Hoş geldin yeni yaşım, hoş geldin yeniden bulduğum kendim.
Yorumlar
Yorum Gönder