Karaya Vuran Bir Balığın Uyanışı: Kendim Olmayı Seçmek
Nasıl hissediyorum biliyor musun? Bir balık gibi... Kocaman bir denizin içinde özgürce yüzerken, bir gün beni alıp dar bir göle atmışlar, sonra da öylece karaya bırakmışlar gibi. Çırpınıyorum; hayatta kalabilmek, nefes alabilmek, bir damla su bulabilmek için çırpınıyorum.
Hayatım hep kendimi kabul ettirme, kendimi sevdirme içgüdüsüyle ilerledi. Gördüğüm her sevgi kırıntısı, her ilgi için sanki canımı verebilecek kadar kafayı sıyırmıştım. Şu hayattan en çok istediğim şey sadece mutlu olabilmek, o saf huzuru tadabilmekti. Aslında sadece içimdeki o çocuk olarak kalabilmekti... Ama önce elimdeki o renkli balonu patlattılar; sonra da beni alıp bir fanusun içine, yapayalnız koydular.
Hayallerim vardı, umutlarım vardı. Her gün evime giren o taze ekmek kokusunu içime çekme isteğim vardı. Ama günün sonunda kendimi, o koca evin içinde tek başıma yemek yerken buldum. Ben tek başıma yemek yemeyi sevmezdim ki... Yemeyi bıraktım bu yüzden. Gece sohbetlerini severdim; balkonda bir başıma otururken, yatağa yalnız girerken buldum kendimi.
Ve en acısı ne biliyor musunuz? Tüm bunları bir "evlilik" çatısı altında yaşadım. Oysa tam tersi olması gerekmez miydi?
Başından beri hatalarla dolu bir yola çıktığımı, ancak o yolun sonuna vardığımda anladım. Bir gün bir yerde bir cümle okumuştum: "Kendim yazdım, kendim oynadım" diye. Tam olarak evliliğimde yaptığım şeyin bu olduğunu fark ettim. Pembe gözlüklerimi taktım, her şeyi görmezden geldim ve o evcilik oyununu tek başıma oynadım.
Yolun sonunda yalanlarla yüzleşince, bugün tam olarak bu noktaya düştüm. 39 kiloya kadar eridim. Gündüzleri etrafa "güçlü" görünen, geceleri ise yorgunluktan dibe vuran, boğazındaki o dev düğümü yutmaya çalışan, ağlamamak için kendini sıkan o kadına dönüştüm.
Ama sonra bir şey oldu. İyi olmadığımı fark ettim. Bu şekilde, bu tükenmişlikle ne kendime ne de dünyalar güzeli oğluma bir faydam dokunamazdı; anladım.
Ve harekete geçtim. Önce bir diyetisyen randevusu aldım bedenimi ayağa kaldırmak için, sonra da bir psikolog randevusu ruhumu iyileştirmek için.
Artık bana dayatılan o "güçlü kadın" maskesini taşımak istemediğimi, sadece kendim olmak istediğimi anladım. Çünkü iyileşmek, en çok da kendine geri dönmekle başlıyormuş.
Yorumlar
Yorum Gönder