Yeniden Başlıyoruz..
Hayatının hiç tepetaklak olduğunu hissettin mi?
Bir sabah uyandığında aynı kişi olmadığını fark ettiğin oldu mu? Aynı ev, aynı duvarlar, aynı eşyalar... ama sen artık aynı sen değilsindir. Çünkü bazı geceler insanı sessizce değiştirir. Bazı kırgınlıklar bağırmaz, sadece içinden bir şeyleri alıp götürür.
Ben son zamanlarda şunu öğrendim: İnsan en çok, her şey dağıldığında kendini tanıyor. Düzen sandığın şey bozulduğunda, aslında ne kadar güçlü olduğunu görüyorsun. Ağlarken bile ayakta kalabildiğini, korkarken bile devam edebildiğini, kimse alkışlamasa da yeniden başlayabileceğini fark ediyorsun.
Bazen hayatı kurtarmaya çalışırken kendimizi kaybediyoruz. Her şeyi düzeltmeye uğraşırken içimizdeki sesi susturuyoruz. Sonra bir gün aynaya bakıp soruyoruz: "Ben ne zaman bu kadar yoruldum?"
Ama yorulmak yenilmek değilmiş. Yorulmak, uzun süre savaş vermiş insanların haliymiş. Ve bazı savaşlar kazanılmak için değil, bitirilmek için verilirmiş.
Şimdi yeniden öğreniyorum. Kendim için karar vermeyi... suçluluk duymadan gülmeyi... geleceği korkmadan düşünmeyi... ve bir sonun, bazen en güzel başlangıç olabileceğini.
Hayat tepetaklak oldu evet. Ama belki de bazı şeylerin düzelmesi için önce altüst olması gerekiyordu.
Boşanmak... dışarıdan bakıldığında sadece bir imza gibi görünüyor olabilir. Oysa içinde yılların suskunluğu, denenmiş yolları, verilmiş şansları ve tükenmiş cümleleri taşır. Kimse bir gün uyanıp kolayca vazgeçmez. İnsan, ancak elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra bırakmayı öğrenir.
Bazen iki insan kötü olduğu için değil, birlikte iyi kalamadığı için ayrılır. Sevgi tek başına yetmez bazı hikayelere. Saygı yıpranır, huzur eksilir, umut yorulur. Ve bir noktadan sonra aynı çatı altında kalmak, aynı yolda yürümekten daha ağır gelir.
Boşanmak başarısızlık değildir. Her ne pahasına olursa olsun kalmak da başarı sayılmaz. Bazen en olgun karar, birbirine zarar vermeyi bırakmaktır. Özellikte ortada bir çocuk varsa, onun göreceği en değerli şey kavga eden iki insan değil; ayrı olsa da sağlıklı kalabilen iki ebeveyndir.
Ben şunu anladım: Bir yuvayı sadece duvarlar ayakta tutmaz. Huzur yoksa ev, insanın içine dar gelen bir odaya dönüşür. Ve bazen kapıyı kapatmak, ilk kez nefes almak demektir.
Korkular var mı? Elbette var. Alışkanlıkların bitişi, belirsizlik, insanların ne diyeceği... Ama korkuya rağmen seçilen yol çoğu zaman insanın gerçek yoludur. Cesaret, korkmamak değil; korkarkende yürüyebilmektir.
Şimdi önümde yeni bir hayat var. Eksik değil, farklı. Kırık değil, yeniden şekillenen. Ve ben artık biliyorum; bazı vedalar kayıp değil, insanın kendine dönüşüdür.
Yorumlar
Yorum Gönder