Kendimizle Karşılaşmak İçin Kaç Yaşına Gelmemiz Gerekir?
Bazen oturup sadece duruyorum. Hani o her şeyin çok hızlı aktığı, telefonun ekranının hiç susmadığı, yapılacaklar listesinin uzayıp gittiği günlerin tam ortasında... Her şeyi öylece bırakıp duvara ya da boş bir bardağa bakarak kalakaldığım o anlar var ya, işte tam o anlarda içimden bir ses fısıldıyor: "Peki, sen gerçekten burada mısın?"
Büyümek garip bir zanaat. Çocukken "büyüyünce ne olacaksın?" diye sorduklarında hep bir meslek ya da bir statü seçerdik. Kimse bize büyüdükçe üzerimize giyeceğimiz o ağır görünmez hırkalardan bahsetmezdi. Sorumluluklar, unvanlar, başkaları için olmak zorunda olduğumuz o "güçlü" insanlar...
Yolun bir yerinde, sırf o hırkaları taşımak uğruna öyle bir değişiyorsun ki, dönüp arkana baktığında eski neşeni, o hesapsız çocuksu yanını ararken buluyorsun kendini. Sanki birileri gelmiş, senin ruhunun ayarlarıyla oynamış da sen kendi hayatında bir figürana dönüşmüşsün gibi. "Ben kimdim, ne ara bu kadar çok şeyin yükünü sırtlandım?" sorusu gelip boğazına düğümleniyor. Kadın ol, erkek ol fark etmiyor; hayat hepimizi bir yerimizden büküyor, bizi kendimizden uzaklaştıracak roller veriyor elimize.
Ama sonra, bir sabah uyanıyorsun ya da bir gece yarısı aynaya bakıyorsun. "Tamam," diyorsun, "yaşadığım her şeyi cebime koydum, hepsinden bir şey öğrendim, belki biraz kırıldım, belki çok olgunlaştım ama şimdi eve, yani kendime dönme vakti."
O eski, hesapsız neşeni, gözlerinin içindeki o pırıltıyı saklandığı yerden çıkarıp almak istiyorsun. Çünkü insan, dünyayı fethedecek güçte olsa bile, günün sonunda sadece kendi kalbinde huzurla uyumak istiyor.
Bilmiyorum, belki sen de şu an bu satırları okurken "Tam olarak bu," diyorsun içinden. Eğer öyleyse, yalnız değilsin, buradayız. Üzerindeki o ağır hırkayı bir anlığına kenara bırak ve bir yudum kahve al. Kendimize geri döndüğümüz o güzel yollara...
Yorumlar
Yorum Gönder