İçimizdeki O Pusula: Ne Ara Yeni Bir Şey Keşfetmeyi Unuttuk?
Geçenlerde durup dururken hiç bilmediğim bir sokakta yürürken buldum kendimi. Bildiğim, her gün ezbere döndüğüm o köşeyi değil de, sırf merakımdan başka bir sapaktan döndüm. Ne yalan söyleyeyim, uzun zamandır hissetmediğim o çocuksu heyecan gelip kalbimin tam ortasına oturdu. Sadece yeni binalar, farklı yüzler görmek bile içimdeki bir şeyleri uyandırdı sanki.
Büyüdükçe hayatı çok fazla "güvenli bölgeye" sıkıştırıyoruz, farkında mısınız? Her gün aynı saatte uyanıyor, aynı yollardan geçiyor, benzer insanlarla konuşuyor ve hep aynı tarz müzikleri dinliyoruz. Hayat bir süre sonra konforlu ama tekdüze bir kurguya dönüşüyor. Rutinlerin o sahte huzuruna öyle bir alışıyoruz ki, içimizdeki o en temel dürtüyü; yeni bir şeyler keşfetme, şaşırma, acemisi olma içgüdüsünü sessize alıyoruz.
Oysa insanı hayatta ve taze tutan şey tam olarak o "acemilik" hissi.
Hani bazen içinden bir ses yükselir ya... "Başka bir yerde, başka bir gökyüzünün altında nasıl biri olurdum?" dersin. Ya da hiç bilmediğin bir konuyu saatlerce araştırmaya başlarsın, yeni bir hobiye elini atarsın, sırf tadını merak ettiğin için hiç tarzın olmayan bir yemeği denersin. İşte o anlarda ruhun aslında sana fısıldıyordur: "Lütfen beni bu rutinin içinde soldurma, bak dışarıda daha keşfedecek çok şey var."
Keşfetmek illa ki sırt çantasını alıp dünyanın öbür ucuna gitmek demek değil. Keşfetmek, zihninin ve kalbinin sınırlarını biraz olsun esnetebilmek demek. Kendine şans vermek, "Ben bunu hayatta yapmam" dediğin şeylerin arkasındaki o büyülü dünyayı merak etmek. Çünkü insan yeni bir şey keşfettiğinde, aslında dünyadan ziyade kendindeki yeni bir odayı keşfediyor. "Aaa, meğer benim içimde böyle bir yan da varmış," demenin tadı hiçbir şeyde yok.
Eğer şu sıralar hayat sana da biraz gri, biraz fazla tanıdık ve tekrara sarmış geliyorsa, içindeki o meraklı çocuğun elinden tutmanın vakti gelmiştir belki de.
Bugün bir değişiklik yap. Küçük bir şey olsun. Hiç izlemem dediğin bir filmi aç, hiç geçmediğin bir sokaktan yürü ya da içindeki o "yeni bir şeyler yapma" isteğini ertelemeyi bırak. Hayat, sadece bildiklerimizden ibaret olmak için çok fazla ihtimal barındırıyor. Sen o adımı at, bak bakalım o yol seni kendi içinde hangi yeni odaya götürecek...
Yorumlar
Yorum Gönder